ÇANAKKALE RUHU EN BÜYÜK GÜCÜMÜZDÜR
Türk tarihinin şanlı sayfalarından biri olan Çanakkale Zaferi’nin 110 yıldönümünü daha kutluyoruz.
Tarihin eşine az rastlanır en büyük kahramanlık destanlarından biri olan Çanakkale Zaferi, Kurtuluş Savaşı’nın ve Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yolda çok önemli bir kilometre taşı olmuştur. Çanakkale Zaferi, tarihten silinmek istenen bir ulusun bütün yokluk ve imkânsızlıklarına rağmen vatanını yüksek bir ruh ve şuurla canı pahasına nasıl savunduğunu gösteren bir mücadele destanı olarak insanlık tarihi içinde çok özel bir yere sahiptir.
Çanakkale ruhu göstermiştir ki, dünyada bu milletin varoluş iradesini kıracak hiçbir güç yoktur. Çanakkale’de ortaya konulan bu sarsılmaz vatan sevgisi, bu millet olma bilinci en büyük zenginliğimiz, en büyük gücümüzdür.
Millet olarak yokluk içindeyken bile ‘Çanakkale geçilmez’ dedirten sağlam inancın, sarsılmaz bir ruhun mirasçılarıyız. Aydınlık geleceğimizin teminatı, dün olduğu gibi, bugün de işte bu ruh ve inançtır. Çanakkale Zaferi, sadece geçmişimizin bir aziz hatırası olarak değil, geleceğe yürüyüşümüzün en güçlü ilham kaynaklarından biri olarak da milletimizin hissiyatında son derece önemli bir yere sahiptir.
Çanakkale Zaferi, vatanseverlik, fedakârlık, cesaret gibi yüksek faziletlerin kahramanca sergilendiği bir destandır. Hiçbir cephe, hiçbir savaş Çanakkale kadar tarihin akışını bütünüyle değiştirmemiştir.
Bugün bu ülkede yaşayan herkes, özgürlüğünü şehitlerimize borçludur. Toprağın her bir karışı, Mehmet Akif Ersoy’un “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” mısrasında ifade ettiği üzere, şehit kanlarıyla sulanmıştır.
Çanakkale ruhunu kavramaya, kuşanmaya muhtacız. Bu ruh, birlik ve beraberliğimizin, huzurumuzun teminatıdır.
Bu inançla Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünü kutluyor, 18 Mart Şehitler Günü’nde, bu toprakları bize mukaddes bir vatan kılan tüm şehitlerimizi rahmetle, şükranla anıyoruz.